1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ebu Hanzala Hocamıza atılan IŞİD iftiralarına karşı açıklama
Ebu Hanzala Hocamıza atılan IŞİD iftiralarına karşı açıklama

Ebu Hanzala Hocamıza atılan IŞİD iftiralarına karşı açıklama

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamız ve Tevhid Dergisi camiası hakkında uzun yıllardır sürdürülen ve son olarak birçok medya kuruluşunda çıkan haberlerden (iftiralardan) dolayı böyle bir açıklama yapmayı uygun gördük.

A+A-

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamıza atılan iftiralar ve gerçek dışı ithamlar uzun yıllardır sürmekte. Son olarak birçok haber kuruluşunda yer bulan Ö.T isimli IŞİD mensubunun iftira ve yalanları eklendi.

Örgütün Suriye'deki dağılma süreci sonsı Türkiye'ye kaçak yollarla giren ve sonrasında gözaltına alınan Ö.T., cezaevine girmemek ve etkin pişmanlık yasasından faydalanmak amacı ile Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) hocamıza ve Tevhid Dergisi camiasına iftiralarda bulunmuştur. Birçok haber kuruluşu da bu iddiaları haber(!) olarak kamuoyuna servis etmiştir. Bunun üzerine başından beri yaşadığımız hukuksuzlukları ve Tevhid Dergisi'ne yapılan haksızlıkları tekrardan kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük.

 

Yıl: 2008, FETÖ operasyonlarıyla başlayan süreç

 

İlk olarak 1 Nisan 2008 tarihinde FETÖ kumpası sonucu Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamız gözaltına alındı ve El-Kaide örgütü yöneticiliği suçlaması ile yaklaşık bir sene tutuklu kaldı. Delil yetersizliğinden dolayı 2009 yılında serbest bırakılan hocamız, 12 Nisan 2011 tarihinde tekrardan El-Kaide yöneticiliği suçlaması ile gözaltına alındı ve tutuklandı. Hocamız, yaklaşık iki yıl tutuklu kaldıktan sonra yine delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı. Üzerinden çok zaman geçmeden 14 Ocak 2014 tarihinde hocamız yine aynı gerekçelerle gözaltına alınıp tutuklandı ve 10 ay süren tutukluluk halinden sonra 10 Ekim 2014 tarihinde yeniden delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı. Ebu Hanzala Hocamızın tutuklu kaldığı bu süreler anlaşıldığı kadarıyla birilerini tatmin etmemiş olacak ki yine düğmeye basıldı ve Hocamız 23 Temmuz 2015 tarihinde El-Kaide örgütüne üye olma suçlaması ile gözaltına alındı ve 8 ay süren tutukluluk halinden sonra 24 Mart 2016 tarihinde tekrardan delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı.

El-Kaide’nin popülaritesini yitirmesi sebebiyle bu örgüt ile amaçlanan karalama kampanyası rafa kaldırıldı. Bundan sonra hocamız kanlı eylemleri ile basında çokça yer bulan DEAŞ örgütü ile ilişkilendirilerek yeni bir iftira ve algı kampanyasına start verildi ve hocamız 8 Mart 2017 tarihinde gözaltına aldı. 5 gün süren gözaltından sonra hocamız serbest bırakıldı ve daha sonra dosyası 'kovuşturmaya yer yoktur' gerekçesiyle kapatıldı. Aradan 2 ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra Sakarya savcılığı bir yemek davetini bahane ederek Hocamızı IŞİD yöneticiliği suçlamasıyla 29 Mayıs 2017 tarihinde gözaltına aldı ve mahkeme kararıyla hocamız tutuklandı. Hocamız halen Silivri 9 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tek kişilik bir odada tutuklu bulunmaktadır.

Hocamız, IŞİD örgütü ile alakasının olmadığını ve örgütün izlemiş olduğu kanlı vahşet politikasını tasvip etmediğini defaatle gerek yazılı ve gerekse de sözlü olarak beyan etmiş olmasına rağmen ve yine bir yandan devletin en önemli iki istihbarat kurumlularından olan EGM’nin (Emniyet Genel Müdürlüğü) ve MİT’in (Milli İstihbarat Teşkilatı) Hocamız hakkında hazırlamış oldukları raporlarda El-Kaide ve IŞİD örgütleri ile bir bağlantısının olmadığı hatta özellikle IŞİD örgütü tarafından ölüm tehdidi aldığı ifade edildiği halde bu iftira ve ithamlar maalesef devam ede gelmiştir. Gerçekten de Hocamızın mahkeme savunmalarında söylediği gibi “Dünyanın en zor savunması herhalde bizimkisidir. Zira olmayan bir şeyi ispat etmeye çalışıyoruz.” sözü daha iyi anlaşılmaktadır. 

 

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamızın kendisine isnat edilen 'IŞİD' suçlamaları ile gerçekten bir alakası var mı?

 

Bu sorunun cevabını gelin emniyet ve istihbarat raporlarına görelim.

MİT’in Bursa Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş olduğu 'BYS-2014.11.25.-18.45.44.90848' numaralı raporda şu ifadeler yer almaktadır;

"Halis BAYANCUK'un tahliye sonrası IŞİD'e karşı yaptığı temkinli/nispeten mesafeli açıklamaları IŞİD yanlısı bazı radikal unsurları rahatsız etmiştir."

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Sakarya Mahkemesi'ne göndermiş olduğu 25.11.2015 tarihli '2015112616150216904' nolu raporunda ise şu ifadeler geçmektedir;

"Halis Bayancuk'un liderliğini yaptığı grup tarafından Kasım 2015 itibariyle, çatışma bölgelerinde faaliyet gösteren herhangi ir gruba biat etmediği, bu yöndeki düşüncelere de sıcak bakmadığı..."

Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamız birçok defa yazılı ve sözlü olarak IŞİD ve El-Kaide gibi cihatçı yapılanmaları kabul etmediğini ve böylesi yapılanmaların içerisinde yer almadığını belirtmiştir. 

Muharrem Coşkun İle Yapılan Röportajdan Bazı Pasajlar

“Halis Bayancuk; Türkiye bu ismi ‘El Kaide Türkiye lideri’ iddia ve ifadesiyle duydu.. Önce 2008’de, sonra 2011’de ardından da 2014’te olmak üzere üç kez hapse konuldu. Suçlama ağırdı; ilk ikisinde ‘El Kaide Türkiye liderliği’.. son operasyonda ise ‘IŞİD Türkiye liderliği..’ İlkinde 13 ay, ikincisinde 2 yıl, üçüncü operasyonda ise 10 ay olmak üzere 4 yıl hapiste kaldı. Hakkındaki davalar sürüyor.. Bir kısmı Yargıtay’da.. Halis Bayancuk (Ebu Hanzala)  oldukça genç, yargılandığı günlerde bir savcının, ‘Bu yaşta nasıl El Kaide lideri oldun’ sorusunu unutabilmiş değil…”

“Halis Bayancuk yaşadığı üç operasyonda da 17 Aralık sonrası deşifre olan Paralel yapının kumpas kurduğunu ifade ediyor. Bayancuk, herşeyin Gülen’i eleştiren konuşmasından sonra başladığına vurgu yapıyor ve polis sorgularında en çok Gülen’i duyduğunu anlatıyor.”

 

'El Kaideci olmadığınızı biliyoruz'

 

“Polis sorgusunda, biri bana şunu söylemişti; ‘Biz senin El Kaideci olmadığını biliyoruz, hatta El Kaidecilerin seni sevmediğini de biliyoruz.’ Ben de Allah’tan korkmuyor musunuz demiştim. O da ‘yapacak bir şey yok’ demişti. 2011’in Nisan ayında ikinci operasyon oldu. El Kaide lideri ve silahlı terör örgütü kurmak suçundan yargılandım. Birinci operasyonda polisler, bana ‘10 -15 yıl hapistesin. En az 5 yıl hapistesin senden kurtuluyoruz’ demişlerdi. Hatta ‘İstersen sana kolaylık sağlayalım Afganistan’a git’ demişlerdi. Wikileaks belgelerinde yer alıyor: ABD’lilere bir brifingde, polis diyor ki; ‘Bunlar El Kaideci değil, ama biz yaptığımız operasyonları bu isim adı altında yapıyoruz.”

'En son ihale bana kaldı'

"Benden önce yazar Mustafa Kaplan’ı El Kaide lideri yapmışlardı. Tam bir komedi, Türkiye’de kaç El Kaide lideri var ve niye birbirlerini tanımazlar.. Bildiğim 6-7 kişi lider suçlamasıyla hapse girdi. En son ihale bana kaldı. Yaklaşık 4 yıl hapiste kaldım.. Somut bir delil ortaya konulmadı.. Yargılandığım iddialara ilişkin tek bir delil ortaya konulsun bu cezaları hak ettim diyeceğim. Allah’ın kaderine razıyım ama zulme razı değilim. Hakkımı helal etmiyorum. Cezaevlerinde 24 saat bu yapıya yönelik sürekli beddua yükseliyor. Onlara fikri, itikadi olarak muhalif olduğum için cezaevinde yattım. Ama hukukta bunun tanımı olmadığı için bize örgüt yaftası vurdular. Dergimiz var, yayınevimiz var, haber sitemiz var. inandığımızı insanlara bu yolla anlatıyoruz. Yazarak, anlatarak davetimizi yapıyoruz."

Haberin Linki: http://www.star.com.tr/guncel/teror-lideri-yaptilar-gulen-ile-sorguladilar-haber-982967/

 

Nuh Albayrak’ın “Çifte Kavrulmuş Bir Tahşiye daha” Haberinden Bazı Pasajlar;

 


"Bugün sözü Politika Editörümüz Muharrem Coşkun’a bırakıyorum. Kendisi bizzat şahit olduğu “Tahşiye fotokopisi” bir hadiseyi aktaracak.

 

 

“Tarihler 12 Nisan 2011’i gösteriyordu.

Gece saat 03.00’te kapımı çalan polis, karşı komşumuz Halis Bayancuk’un evinde arama yapılacağını, benim de gözlemci olmamı istiyor. Binamızın içi ve dışı Terörle Mücadele Ekibi kaynıyor. Ellerindeki listenin başında komşum Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) var. İddia; El Kaide Türkiye lideri.

Gözlemciliği kabul ediyorum. Sabaha kadar evin altı üstüne getiriliyor. Arama sabah 09.00 sularında bitiyor. Bazı kitaplarla eşinin görev yaptığı Kur’an kursuna ait sınav kağıtlarını alıyorlar.

İşime dönüyorum. 11.00 toplantısında, haber müdürümüz heyecanla anlatıyor: “El Kaide Türkiye lideri gözaltına alındı...” Derken ajanslardan ve ekranlardan flaş gelişme akmaya başlıyor: “El Kaide Türkiye liderinin de aralarında bulunduğu 41 kişi silah, patlayıcı ve örgütsel doküman ile birlikte...”

Eşimi arayıp komşudaki durumu soruyorum, “Ekipler hala evde” diyor.

Polisler 13.30’da evden ayrılıyor. Oysa, ‘El Kaide lideri ve patlayıcı’ haberleri sabah 09.00’dan bu yana ortalığı kasıp kavuruyor.

Algı ile gerçek sayfada çakışıyor

Olacak ya, ilgili sayfayı yapmak da bana düşüyor. Emniyet muhabirimizden gelen haber şöyle: “Terör örgütü Hizbullah’tan El Kaide’ye geçerek yeni bir oluşum kurmaya çalışırken gözaltına alınan Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) ve 41 şüphelinin evinde silah, patlayıcı bulundu.Vatandaşlar hakkında arşivleme yapılmış, polis araçlarını takip,  halka; seçimlerde kime nasıl oy vereceğine kadar müdahalede bulunmuşlar...”

Okuduklarıma inanamıyorum...

Yaklaşık 2 yıl sonra savcı değişiyor ve bu kadar sürede bir suç da bulunamadığından Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Ocak 2013’te serbest bırakılıyor...

El Kaide Türkiye lideri (!) komşum anlatıyor: “Fethullah Gülen’i niçin sevmiyorsun?” diye sordular...

 

El Kaide tutmadı, IŞİD olsun

 

İnanması zor ama bu yılın başlarında yine bir gece yarısı sivil polisler kapımı çaldı: “IŞİD Türkiye sorumlusunu gözaltına alacağız, gözlemci ol.” Aynı şekilde aramalar. Bu kez komşum uyarıyor: “Daha önceki aramalarda evime böcek yerleştirmişsiniz. Siz gittikten sonra buldum, bari bu sefer yapmayın.”

Yine bir şey bulamayınca komşumun kendisini alıyorlar! Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) bu sefer de 8 ay cezaevinde kalıyor ve yine ortada iddianame bile yok. Derken 17 Aralık süreci yaşanıyor, yargıdaki paralel yapı tescil ediliyor, hakim ve savcılar değişiyor. 

Ve mahkeme Halis Bayancuk’u tekrar serbest bırakıyor...”

Haberin Linki: https://www.star.com.tr/yazar/cifte-kavrulmus-bir-tahsiye-daha-yazi-982710/

Hocamızın Tevhid Dergisi'nde Kaleme Aldığı Yazısından Bazı Bölümler

IŞİD'in 2014 Haziran ayında sözde hilafet ilanı sonrasında kafalarda oluşan birçok soru işaretine yanıt vermek amacıyla Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamız, o günlerde birçok sapkınlığı ve insanlık dışı saldırıları henüz tam anlamıyla ortaya çıkmamış olan IŞİD ile ilgili aşağıdaki ifadeleri kullanmıştı.

"..Biz de Tevhid Dergisi olarak Irak ve Şam İslam Devleti'nin sert tutumunu, hilafet ilan etme girişimini, kendi dışındaki grupları kendine biat etmeye zorlamasını, hâlâ ortaya net bir akide ve menheckoymadığı için farklı yorumlara kapı aralamasını eleştirdik, eleştiriyoruz…

..Irak ve Şam İslam Devleti'ni eleştirdikleri bazı konularda haklılık sahibidirler. Irak ve Şam İslam Devleti eleştirilmez olmadığı gibi meleklerden oluşan bir topluluk da değildir. Özellikle sertlik yanlısı tutumu, projelerinde sahada bulunan gruplardan kopuk hareket etmesi, bunların başında gelir…

…Burada asıl üzerinde durulması gereken mesele, son yüzyılda ümmet olma bilinci elinden alınmış, her türlü cahilî hileye muhatap bireylerin, cemaat olma şuurunu kazanmadan ümmet olmaya yeltenmeleridir. Daha ne kadar bu ideal etrafında Müslümanların canları, zamanları, malları ve yapıları heder edilecek? Afgan, Çeçen, Bosna, Irak örneklerinden ders alınmayacak mı?...

…Suriye sahasına dikkat edin... Hiçbir cemaatin itikadı ve menheci belli değildir.Bu belirsizlik; çarpık cemaatleşme sonrasında bölünme ve Müslüman kanının akmasına neden olsa da yapılar, belirsizliği koruma noktasında ısrarlılar…

…Örneğin, Irak ve Şam İslam Devleti'nin resmi sözcüsünün yaptığı bir beyanda belli bir akide zikredilip 'Bu Haricilerin akidesidir, böyle düşünenleri önce uyarıyor düzeltmedikleri takdirde tazir uyguluyor, nihayetinde saflarımızdan kovuyoruz' denmiştir..."

Yazının linki: http://www.tevhiddergisi.net/makale/suriye-de-yasananlarin-degerlendirilmesi-sam-ehli-bozulursa-sizde-hayir-yoktur


Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Görülen Karar Duruşmasında Ebu Hanzala Hocamızın Yaptığı Savunmadan Bazı Bölümler

“…El-Kaide örgütüne gelince ben daha önce mahkemeye ibraz ettim. Ulusal bir gazete olan Star gazetesinde tam sayfa yayınlanmış bir röportajım vardır. Ben sizin de okuduğunuz üzere o röportajda El-Kaide’yi inanç ve eylem olarak tasvip etmediğimi, onların da aynı şekilde bizim gibi kendilerine karşı mesafeli duran insanları tasvip etmediklerini açık bir şekilde beyan etmiştim.

İkinci örgüt olarak savcı burada IŞİD'in ismini vermiştir. Oysa savcının kastetmiş olduğu sözde eylemin yani Sakarya’da yemiş olduğumuz yemeğin tarihi 25.11.2016’dır. Fakat iddianamenin 65. sayfasındaki istihbarat raporuna bakıldığı zaman 2015 itibariyle bizim hiçbir örgüte biat etmediğimiz, buna sıcak bakmadığımız ve bizi seven insanların Suriye, Irak, Afganistan gibi bölgelere gitmemesi gerektiğine dair insanları yönlendirdiğimiz konuşmalar yaptığımız yazılıdır.

Haziran ayı IŞİD’in hilafet ilan etmiş olduğu aydır. Ben daha önce Tevhid Dergisi’nin 2014 Temmuz sayısını (30. sayı) [1] mahkemeye sunmuştum. O sayıda Tevhid Dergisi’nin başyazısının başlığı “Suriye’de Yaşanan Olayların Değerlendirilmesi”dir. [2] Yani, biz bir Müslüman camia olarak Suriye’deki olaylara dair değerlendirmemizi kaleme almıştık. Ve orada altını çizerek size sunduğumuz yerde gördüğünüz gibi: “Suriye’de insanların neye inandığı ve ne için savaştığı belli değildir. Bu tip ortamlar karışık ortamlardır. Müslümanların böylesi ortamlardan şiddetle uzak durması gerekmektedir. Kaldı ki bırakın IŞİD’in hilafet kurmasını IŞİD henüz İslami bir cemaat olma hüviyetine bile sahip değildir.”diye yazmaktadır.”

Yine savcı bu iddiasının içinde El-Kaide ve IŞİD silahlı terör örgütlerinin amaçlarının anayasal düzeni yıkarak yerine şer’i esaslara dayalı bir devlet kurmak olduğunu söylemiştir. Benim de bu örgütlerin Türkiye sorumlusu olduğumu iddia etmiştir.

El-Kaide ve IŞİD Türkiye’de anayasal düzeni yıkmaya çalışmaktadırlar. Ben savcıya göre El-Kaide ve IŞİD’inTürkiye sorumlusuyum.Ama ben sadece yemek yiyor ve insanları yemeğe davet ediyorum. Hangi mantığa vurursanız vurun, ister İslam mantığına ister Aristo mantığına ister esnaf mantığına vurun, bu, bariz bir çelişkidir. Savcının sadece devleti koruma refleksi ile iddialarda bulunduğu ama altını dolduramadığı görülmektedir. İki örgüt birbirinden farklı, sahada birbiriyle savaşıyor ama ben iki örgütün Türkiye sorumlusuyum!

 

Ebu Hanzala Hocamıza yapılan ölüm tehditleri hiçbir zaman basına yansımadı!

 

Basın kuruluşları, Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocamızın gözaltındayken sağlık kontrolüne götürüldüğü esnada ellerine kelepçe takılmamasını o denli gündeme getirmişlerdiki, sanki bu durum ülkenin en önemli meselesiydi. Lakin aynı zamanlarda mahkeme tutanaklarınca da kayıt altına alınan DAEŞ, PKK ve diğer örgütler tarafından (Halis Bayancuk)Ebu Hanzala hocamıza yönelik gelen ölüm tehditleri hiçbir şekilde medya tarafından haberleştirilmedi.

Hocamızın örgüt hakkında yapmış olduğu olumsuz açıklamalarının akabinde birçok kişi çatışma bölgelerien gitmekten vazgeçti. Bu durumdan rahatsız olan üst düzey DAEŞ yöneticileri hocamız hakkında ölüm fetvası yayınladı. Örgütün bu ölüm tehdidi istihbarat raporlarına yansımış ve bunun neticesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü 47909374-16885-(616118)-2015/400 sayılı ve 15/04/15 tarihli koruma kararı ile Hocamıza bildirilmiş, kendisine yönelik suikast yapılacağı yönünde uyarıda bulunulmuştur.

Hocamızın Avukatının bu husus ile ilgili mahkemeye sunduğu dilekçeyi bilginize sunarız;
“Müvekkilimin bu tür örgütlerin ve son yıllarda IŞİD’in hedefinde olduğu bilgisi gerek emniyet gerekse MİT tarafından iyi bilinmektedir. Zira evvelce müvekkilim bu konudauyarılmış İl Emniyet Müdürlüğü’nün  47909374-16885-(616118)-2015/400 sayılı ve 15/04/2015 tarihli koruma kararı konulu, dönemin vali yardımcısı Aziz Mercan imzalı yazıları ile müvekkilim çağrı üzerine koruma tedbiri ile koruma altına alındığı kendisine bildirilerek kendisine yönelik eylem yapılabileceği yönünde uyarılmıştır.

IŞİD'cilerin Sosyal Medyada Hocamız Hakkındaki Ağır İfadeleri

Bu gelişmeler sonrasında Hocamız aleyhinde sosyal medyada örgüte ait olduğu mahkeme tutanaklarına yansıyan Twitter hesapları üzerinden ağır hakaret ve iftiralar örgüt mensuplarınca paylaşılmıştır. 

tevhidi_gundem_haber_1-001.png

Yukarıdaki paylaşımlara ek olarak Hocamız ile ilgili yapılan son haberde DEAŞ mensubu Ö.T.'nin örgüt içerisinde faaliyet gösterirken Twitter hesabından yapmış olduğu paylaşımlar şu şekildedir:

tevhidi_gundem_haber_2.png

picture6.png

Örgüt içerisinde faaliyet gösteren birinin hocamız hakkındaki hakaret ve tehdit içerikli yazısı aşağıdaki linklerdedir:

https://justpaste.it/reddiyehanzala

https://justpaste.it/ebuhanzalareddiye2

Türk Medyasını, Uluslararası Basın İlkelerine Bağlı Kalmaya Davet Ediyoruz

Hocamız hakkında ileri sürülen iftira ve ithamların gerçek yüzünü tüm delilleriyle ortaya koyduk. Yıllardır bizleri hedef tahtasına koyan, söz konusu haberleri sayfalarına ve ekranlarına taşıyan basın kuruluşlarını artık bu zülme daha fazla ortak olmamaya davet ediyoruz. 

Hususen uluslararası basın konseyinin  temel ilkeleri arasında yer alan ve Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin, Gazetecilik Hak ve Sorumluluk bildirgesinde yer verildiği ilkeleri de burada hatırlatmakta yarar görüyoruz.

 “Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır.”

Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi

E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri

...4. Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarıları yapmak zorundadır.

...5. Gazeteci; temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiştiremez, tahrif edemez. Yanlış, yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur.

...8. Gazeteci, yayınlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür. Gazeteci, istismar edilmemesi, kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir boyutlar ile biçimde yapılması kaydıyla, cevap hakkına saygılı olmalıdır.

...10. Gazeteci, çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.

Sonuç olarak; Gerek dünyada hususen de Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren silahlı örgütlerin hiçbirini kabul etmememize, emniyet ve istihbarat birimlerinin de bu yönde rapor hazırlamalarına rağmen ve bizzat IŞİD'in kendisi bizleri kabul etmiyor iken ne yazık ki sürekli olarak Hocamıza ve camiamıza iftira ve ithamlar devam ediyor. Yapmış olduğumuz bu yazılı açıklamamızdan sonra özellikle basın yayın kuruluşlarının camiamız ve Hocamız ile ilgili haber ve yayınlar hususunda adil davranmalarını temenni ediyoruz. 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler